







|
|

Ergani Bakır
Madeni İşletmesi'ni denetlerken,
15 Kasım 1937
Sanayileşme
Hamlesi
Cumhuriyet'ten
önceki sanayileşme düzeyinin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik
durumdan bir farkı yoktur. Endüstriyel alt yapı hemen hemen
yok denecek boyutlardadır. 1915'de sanayi sektöründe faaliyet
gösteren çoğu ufak ölçekli 282 kuruluş vardır; bunların da
büyük bölümü yabancı sermayenin elindedir. Sanayi ürünlerinin
milli gelirdeki payı sadece % 10'dur. Ekonomik dar boğaz sanayi
alanında yatırım yapılmasını da engellemektedir. Ülke, dünyanın
sanayi devrimi sonrasında ulaştığı noktanın çok gerisindedir;
kendi hammadde kaynaklarını işleyememekte, basit bir mamulü
üretememektedir.
|

Sümerbank
Nazilli Basma Fabrikası'nın
açılış töreninde,
9 Ekim 1937
|
Bunları
gören Mustafa Kemal, sanayileşmeyi milli bir dava olarak kabul
etmiştir. Daha 1923 yılında, sanayiciye kredi verileceğini,
ülkemizde hammaddesi bulunan malların üretimini yapanların destekleneceğini
ilan etmiştir. Atatürk yine aynı yıl düzenlenen Türkiye İktisat
Kongresi'nde, milli sanayiinin geliştirilmesinin ve ülkenin
endüstriyel ürünlerde dışa bağımlı olmaktan kurtarılmasının
zorunlu olduğunu, bu uğurda millet olarak el birliği yapılmasının
gerekli olduğunu ısrarla belirtmiştir.
Büyük
Önder'in ifadeleri onun bu konuya ne kadar önem verdiğini
açıkça ortaya koymaktadır:
"Endüstrileşmek
en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır.
Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde
mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız
ve işleteceğiz. En başta vatan müdafaası olmak üzere,
ürünlerimizi kıymetlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri
ve refahlı Türkiye idealine ulaşabilmek için bu bir
zarurettir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I,
s. 396)
"Sanayi
fabrikalarına ve maden sanayiine yönelmiş umumi alaka
ve teşebbüsü temin edecek çare ve tedbirleri bulmak
vazgeçilmez ve hayati ihtiyaçlarımızdandır." (Atatürk'ün
Söylev ve Demeçleri, Cilt I, s. 340)
"Sanayideki
teşebbüsler dahi teşvik edecek ve cesaret verecek mahiyettedir.
Fakat memleketin vazgeçilmez sanayiinin kurulması bitmedikçe
her bakımdan yürek istirahatı duymamıza imkan yoktur.
Bu sebeple memleketin sınai donatımını tamamlamak için
bütün gayret ve dikkatinizi çekmeyi yerinde buluyorum."
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I, s. 373)
"Ülkenin
en belli eksikliğini giderecek olan bu fabrikaları,
çok geçmeden kurup işletmek hükümetin en önde göreceği
işlerden olacaktır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
Cilt I, s. 376)
Merinos
Yün Fabrikası'nda,
2 Şubat 1938
|
Mustafa
Kemal, her açıdan geri kalmış bir ülkeyi sanayi üreten, ekonomisinin
ağırlığını sanayi ürünlerinin oluşturduğu bir ülke haline getirecek
önlemleri hızla yürürlüğe koymuştur. Tekstil, demir-çelik ve
daha birçok sanayi kolunda kurulan fabrikalar peş peşe faaliyete
geçmiştir. Bunun sonucunda 1929-1939 yılları arasında Türkiye'nin
sanayi üretimi artış hızı dünya ortalamasının kat kat üstüne
çıkmıştır. Bu döneme ait istatistikler Türkiye'nin sanayileşme
yolundaki dev hamlesini gözler önüne sermektedir. Üstelik bunlar
dış yardım ve borçlanma yoluna gidilmeden, sadece milli kaynaklara
dayanılarak gerçekleştirilmiştir.
Milli
sanayiinin kısa zamanda kaydettiği devasa gelişme şüphesiz
Atatürk ilke ve inkılaplarına gönül vermiş Türk milletinin
eseridir.
Bunu da
beyan edeyim ki Türk milletinin son senelerde gösterdiği harikaların,
yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların hakiki sahibi kendisidir.
Sizsiniz. Milletimizde bu istidat ve tekamül mevcut olmasaydı,
onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yetemezdi.".
Atatürk'ün
Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s.214
|